Bu Blogda Ara

28.06.2020

YAŞAMA 41 KATMA DEĞER

YAŞAMA DEĞER KAT
1-Yaşama katma değeri olmayan ne varsa at gitsin.

2- İhtiyacın olmayan şeyle hiç ilgilenme.

3- En az şeye ihtiyaç duyduğun sürece özgürsün.

4- Az eşya çok düzen ve zaman demektir.

5- Tüm sorumlulukları üstlenmek zorunda değilsin.

6- Mükemmel olmak mümkün değildir.

7- Erdemli ve ilkeli yaşam; huzurlu süreç, mutlu sonuç getirir.

8- Sessizlik doyumsuz bir nimettir.

9- Mutluluk tercihtir, aranarak bulunmaz.

10- Bağımlılıkların esaretindir.

11- İstekler yerine ihtiyaca odaklan.

12- Minimal ama kaliteli yaşa.

13- Zaman doldurulmaz, harcanmaz, geçirilmez. Değerlendirilir.

14- Nihai amaç arınmaktır.

15- Bol bol konuşmak yerine, bol bol dinle.

16- Hayır diyebilmek kurtarıcı bir ilkedir.

17- İmalı anlatım kadar ilişkileri bozan bir şey görmedim.

18- Eleştirmeyi bırak artık. Eleştirerek elde ettiğin ne oldu ki?

19- Merak etki öğrenesin.

20- Odağın hep şu an olsun. Geçmişte ve gelecekte yaşayamazsın.

21- Hata yapmak bir haktır. Hem de yaratanın kuluna tanıdığı bir hak. 

22- Değer üretmek ilkelerinin ilk sıralarında olsun.

23- Değişim ve gelişim kardeştir.

24- Deneyim yoksa bilgi de yoktur.

25- Bahane üretmek yerine çözümün parçası ol.

26- Konfor alanında ancak ölünür. Anlamsız ve çaresizce.

27- Bu günün işi bu günün, yarının işi yarının. Karıştırırsan karışırsın.

28- Diğerlerinin olumsuz düşünceleri kapsama alanımız dışındadır.

29- İnsanları yargılamak görevimiz değil, bu nafile uğraştır.

30- Kaynaklar yeterlidir. İhtiyacının şeklini doğru belirle yeter.

31- Kendini başkasıyla kıyaslama. İmtihanın kendinden olacak.

32- Güvencen sadece yaratandır. Başka bir güvence ararsan yanılırsın.

33- Hayatın gerçeklerini olduğu gibi kabul et ki huzurla yaşa.

34- Boş  ve faydasız işlerle ilgilenme ve elindeki işi bitir.

35- Söz verdiysen sözünde dur. Duramayacağın sözü de verme.

36- Harekete geç. Bir işaret gelmeyecek. Kalk ve yaşamını inşa et.

37- İnternet dünyasında buldukların ilim değil sanrıdır.

38- Gerçek ilmi; bitmek bilmeyen merak ile kitaplardan bulursun.

39- Güne erken başlamak yaşamın bereketidir.

40- Yaşam ilkeler üzerinde inşa edilir.

41- Kendinin kaşifi ol.

NE ARIYORSAN O' NU BULURSUN


NEREDESİN?

GİTMEK İSTEDİĞİN YER NERESİ?

GİDECEĞİN YOLLAR HANGİLERİ?



GÜNÜN BİLGİSİ

Kızılderili Şefi Seattle

Kızılderili Şefi Seattle;

1786-1866 yılları arasında yaşamış, 1854 yılında dönemin ABD Başkanına yazdığı mektubu ile bilinmektedir.

“Arkamda yürüme, ben öncün olmayabilirim. Önümde yürüme takipçin olmayabilirim. Sana uymaya bilirim. Yanımda yürü ki seni görebileyim. Böylece ikimiz eşit oluruz.”

“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.” Demiştir.


GÜNÜN VİDEOSU



ARKASI YARIN ÖYKÜLER

ARKASI YARIN

ÜÇÜNCÜ KARİYER


Bilgisayarını açtı, monitöre uzun bir süre baktı. Ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordum. Birden klavyeyi önüne hışımla çekiverdi ve tuşları dövercesine yazmaya başladı. Üç dakika içerisinde yazısını bitirip, çıktıyı kaparak hızla ayrıldı. Bir daha işyerine uğramadı? Ben dahil kimseyle de vedalaşmadı. Helallik istemezdi kimseden. Bu iş ahret meselesi derdi. Tüm kariyerini bırakıp gitti. Yaşamının üçüncü bölümüne koştuğunu anladım. Anlatırdı hep, önceki kariyerlerini. Yaşamak onun en büyük takıntısıydı. Hiçbir zaman anlam veremedim bu takıntısına. Ne yaşayacağını sanıyor du ki? Bir daha yüz yüze hiç görüşmedik. Yazışmalarımızdan takip ettim hep o’ nu. Yaşamak gerek derken ne anlatmak istediğini sonraları yazdıklarından anladım.

Cesurdu, yalan ve ihanet en büyük düşmanıydı. Bunların dışında tüm hatalarını affederdi insanların. Uzunca boylu, beden sağlığına pek dikkat etmez, bundan da sürekli hayıflanırdı. Boyunun uzun olması kilosunu da gizliyordu. Yuvarlak yüzlü insana güven veren bir mizacı vardı. Eğer öfkelenmedi ise insanlarla mutlaka gülümseyerek konuşurdu. Genellikle takım elbise giyer kravat takardı. Her ne kadar bu kıyafetten hoşlanmasa da, yirmi senelik iş arkadaşlığımızda pek nadir spor kıyafetle gördüm kendisini. Hisli bir adamdı. Saatlerce konuştuğumuz günleri çok özlüyorum. Ama coşkusunu ve umutlarını ilerleyen yaşına rağmen kaybetmediğini yazdıklarından anlayabiliyorum.

Kalabalık varlığı sevmediğinden, tek odalı eşyalı bir apart ta kalırdı. Büyük bir kütüphanesi vardı. İnsanın evindeki monitörlerin toplam yüz ölçümünü geçmeli kitaplığı derdi. Ancak sonradan öğrendim üç bin beş yüz den fazla kitabını üniversitelerin kütüphanelerine bağışlamış. Varlığı bir araba, kitaplar ve küçük bir notebook’ tan ibaretti. Sonları önemsemez, benim işim süreçle derdi. Sürekli başlangıçlar yapar, bir şeyleri düzene koyar, bir eser üretir, yenisine başlardı. Hiçbir döneminde aynı görev ve mevki de görmedim o’ nu. Hep ileri gitti. Sanırım artık daha fazla olanağı kalmadığını o da anladı. Bırakıp gitti. Yeni bir serüvene doğru. Nefes varsa gayret de olmalıydı. Nefes alıyorsam yaparım derdi. İnsanların talip olmadığı bir çok işi de yerine getirdiğine çok zaman şahit oldum. Velhasıl olduğu gibi bırakıp gitti Yirmi yıllık kariyerini. Seyyah oldu. Bu onun üçüncü ve son kariyeriydi. Belki de en büyük coşkusunu yaşadı. Yazdıklarını hiç yayınlamadı. Dostluğumuz baki kaldı. Bana yazmayı hiç ihmal etmedi. Hep yazdı. Ben de o’ na yazdım. Yazdıkları benim en büyük hazinem oldu. Çok özledim bu muhteşem dostu. Bundan sonra ki serüveni o’ nun kaleminden aktaracağım. Artık mektupları’ da, e-postaları da kesildi. Üçüncü kariyerinin zirvesine vardığını son yazısından anladım. İlk mektubunu doğduğu vilayetten gönderdi. Hayallerimin yaşamla buluştuğu ilk notaya döndüm diyerek başlıyordu.

Burası beni ben yapan yer. İlkokulum. Her sabah ağlayarak hiç istemeden gittiğim ve önünde babama yakalandığım okulum. Hiç değişmemiş. Antenli tepeye çıkan merdivenler yine aynı. Karşısında ki park, Cami, aynı şekilde duruyor. Değişmeyen kentlerden çok etkilenirim. Çokça yaşanmışlık barındırırlar, farklı bir çok hikaye. Eskiden parklar dostlarla hasbi hal etmek için önemli yerlerdi. Okulun karşısındaki parkın takribi beş yüz metre ilerisinde bir park daha vardı. Çokça ağaç ile dolu bir park. Bir cenaze bulundu bir gün bu park ta. O günden bu yana gitmiyorum oraya. Tanırdım merhumeyi. Mahalle de pek sevilen bir garipti. Izdıraplı yaşam mücadelesini bildiğimden vefatı da beni pek etkiledi. Vasfiye; ahiret ehli Vasfiye…

… … …

Levent ONUR